Yeni Gelişme
Ticari Sırların Korunması Hakkında Kanun Taslağı (“Taslak”), Ticaret Bakanlığı tarafından 8 Nisan 2026 tarihinde görüşe açılmıştır. Taslak’a ilişkin görüş ve önerilerin 15 Mayıs 2026 tarihine kadar Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü’ne iletilmesi gerekmektedir. Görüşler fiziki olarak iletilebilmekle birlikte, Kayıtlı Elektronik Posta (“KEP”) adresi üzerinden veya e-Devlet kanalıyla da sunulabilecektir. Gelen görüşler dikkate alınarak Taslak metne son şeklinin verileceği açıklanmıştır.
Taslak metninin tamamına ve Ticaret Bakanlığı’nın ilgili duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz.
Arka Plan
Türk hukukunda ticari sırların korunmasına ilişkin hükümler hâlihazırda farklı kanunlar ve ikincil düzenlemeler altında dağınık şekilde yer almaktadır. Uygulamada ticari sırların korunması özellikle Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümleri, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen sır saklama ve sadakat yükümlülükleri, İş Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve sektörel mevzuatta yer alan özel hükümler çerçevesinde gündeme gelmektedir. Bununla birlikte, ticari sırrı doğrudan tanımlayan, ticari sırların hukuka uygun veya hukuka aykırı yollarla elde edilmesi, kullanılması ve ifşa edilmesine ilişkin sınırları belirleyen ve ticari sır sahibine özgü koruma mekanizmaları öngören müstakil bir kanun bulunmamaktadır.
Ticari sırların müstakil bir kanunla korunması ihtiyacı uzun süredir gündemdedir. Nitekim 2011 yılından beri gündemde olan Ticari Sır, Banka Sırrı ve Müşteri Sırrı Hakkında Kanun Tasarısı kanunlaşmamıştır. Önceki tasarıda ticari sır, ticari işletme veya şirket faaliyetleriyle bağlantılı ve örnekleri sayılan bilgi ve belgeler üzerinden tanımlanırken, yeni Taslak ticari sırrı belirli bilgi kategorilerini saymak suretiyle değil; bilginin gizli olması, gizli olmasından kaynaklanan ticari değeri ve sır sahibi tarafından gizli kalması için makul yöntemler aracılığıyla gerekli tedbirlerin alınmış olması unsurları üzerinden tanımlamaktadır.
Taslak’ın genel gerekçesinde, ticari sırların korunmasına ilişkin müstakil bir kanun ihtiyacı yalnızca iç hukukta yeknesaklık sağlanmasıyla değil; Türkiye’nin Avrupa Birliği ile dijital entegrasyonu, veri temelli ticaret süreçleri, Dijital Ürün Pasaportu ve EPREL (European Product Registry for Energy Labelling) gibi veri tabanlarına erişim ihtiyacı ve Avrupa Birliği’nin 2016/943/AB sayılı Ticari Sırlar Yönergesi ile uyum hedefiyle de ilişkilendirilmektedir.
Taslak Ne Getiriyor?
Taslak, yirmi bir maddeden ve dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde amaç, kapsam ve tanımlar; ikinci bölümde ticari sırrın elde edilmesi, kullanılması, ifşa edilmesi ve istisnalar; üçüncü bölümde ticari sır sahibinin hakları, ihtiyati tedbirler, davalar, tazminat ve yargılama sırasında ticari sırların korunması; son bölümde ise mahkeme kararlarının ilanı, kamu kurumlarınca bilgi talep edilmesi, sır saklama yükümlülüğü, ceza hükümleri, zamanaşımı, görevli ve yetkili mahkeme ile yürürlük hükümleri düzenlenmektedir.
i. Ticari Sır Tanımı ve Taslak’ın Kapsamı
Taslak, ticari sır kavramını ve ticari sır koruması bakımından temel kavramları ilk kez müstakil ve sistematik bir kanun çerçevesinde ele almaktadır. Mevcut durumda Türk hukukunda ticari sır kavramı farklı mevzuat hükümleri çerçevesinde dolaylı olarak korunmakta olup, ticari sırrın unsurlarını doğrudan ve bütüncül biçimde tanımlayan genel bir çerçeve bulunmamaktadır. Taslak ile birlikte ticari sır; ilgili sektörde faaliyet gösteren kişiler tarafından bütünüyle veya bileşenleri itibarıyla bilinmeyen ve kolayca erişilemeyen, gizli kalmasında sahibinin meşru menfaatinin bulunduğu, gizli olması nedeniyle ticari değer taşıyan ve sahibi tarafından içinde bulunulan koşullara uygun makul yöntemlerle gizliliği sağlanan bilgiler üzerinden tanımlanmaktadır.
Taslak’ta ayrıca ticari sır sahibinin, ticari sır üzerinde hukuka uygun şekilde tasarruf yetkisine sahip gerçek veya tüzel kişi olduğu açıkça belirtilmektedir. Ticari sırrın hukuka aykırı olarak elde edilmesi, kullanılması veya ifşa edilmesi fiillerini gerçekleştiren kişiler “ihlalde bulunan” olarak nitelendirilirken; hukuka aykırı şekilde elde edilen veya kullanılan ticari sırlardan önemli ölçüde yararlanılarak tasarlanan, üretilen veya pazarlanan mal ve hizmetler ise “ihlale konu ürün” kapsamında ele alınmaktadır.
Taslak’ta benimsenen ticari sır tanımı, önceki düzenleme girişimlerinden farklı olarak belirli bilgi türlerini örnekleyici veya sınırlayıcı biçimde sıralamamaktadır. Ticari sırrın varlığı, bilginin niteliğine ilişkin kategorik bir sayımdan ziyade, gizlilik, gizlilikten kaynaklanan ticari değer ve sır sahibinin makul koruma tedbirlerini almış olması unsurları üzerinden değerlendirilmektedir. Bu yaklaşım çerçevesinde, bir bilginin ticari sır teşkil edip etmediğinin somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi öngörülmektedir.
Taslak uyarınca ticari sırlara ilişkin kural olarak bu Taslak hükümleri uygulanacaktır. Bununla birlikte, diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler saklı tutulmuştur. Bu nedenle banka sırrı, müşteri sırrı veya özel mevzuat kapsamında düzenlenen diğer sır kategorileri bakımından öncelikle ilgili özel hükümler uygulanacak; ancak özel hükümlerin uygulanmadığı diğer tüm durumlarda Taslak hükümlerinin uygulanması gündeme gelebilecektir.
ii. Ticari Sırrın Hukuka Uygun ve Hukuka Aykırı Yollarla Elde Edilmesi, Kullanılması ve İfşası
Taslak, ticari sırların elde edilmesi, kullanılması ve ifşası bakımından hukuka uygun ve hukuka aykırı halleri ayrı ayrı düzenlemektedir. Buna göre ticari sır sahibinin rızası, bağımsız keşif veya yaratım, hukuka uygun şekilde elde edilmiş ya da kamuya açık hale gelmiş bir mal veya hizmetin gözlemlenmesi, incelenmesi, analiz edilmesi, test edilmesi veya parçalarına ayrılması gibi hallerde ticari sırrın elde edilmesi hukuka uygun kabul edilmektedir.
Buna karşılık, ticari sır sahibinin yasal kontrolü altında bulunan ve ticari sırrı içeren ya da ticari sırrın elde edilebileceği belge, nesne, materyal, madde veya elektronik veriye yetkisiz erişim sağlanması, el konulması ya da bunların kopyalanması yoluyla ticari sırrın elde edilmesi hukuka aykırı sayılmaktadır. Ayrıca gizlilik anlaşması, ifşa etmeme yükümlülüğü veya ticari sırrın kullanımını sınırlandıran sözleşmesel ya da başka bir yükümlülüğün ihlali suretiyle ticari sırrın kullanılması veya ifşa edilmesi de hukuka aykırı kullanım veya ifşa kapsamında değerlendirilmektedir.
Taslak ayrıca, ticari sırrın doğrudan veya dolaylı olarak hukuka aykırı elde edildiğini, kullanıldığını veya ifşa edildiğini bilen ya da bilmesi gereken kişilerin bu ticari sırrı ihlal edenden edinmesini, kullanmasını veya ifşa etmesini de hukuka aykırı kabul etmektedir. Benzer şekilde, ihlal eden ürünlerin üretilmesi, piyasaya sunulması ya da bu amaçlarla ithal edilmesi, ihraç edilmesi veya depolanması da belirli koşullarda ticari sırrın hukuka aykırı kullanımı sayılabilecektir.
iii. İstisnalar
Taslak, ticari sır korumasının mutlak olmadığını da ortaya koymaktadır. Genel kamu menfaatinin korunması amacıyla hukuka aykırı faaliyetlerin ortaya çıkarılması, düşünceyi açıklama ve yayma, basın ve bilgi edinme hürriyeti çerçevesinde hareket edilmesi, çalışanların çalışan temsilcilerine yasal görevlerini meşru şekilde yerine getirmeleri amacıyla bilgi vermeleri ve kanunlarda tanınan meşru bir menfaatin korunması gibi hallerde ticari sırrın elde edilmesi, kullanılması veya ifşa edilmesi hukuka aykırılık teşkil etmeyecektir.
iv.Ticari Sır Sahibinin Hakları, Tazminat ve İhtiyati Tedbirler
Taslak, ticari sır sahibine ticari sırrın hukuka aykırı olarak elde edilmesinin, kullanılmasının veya ifşa edilmesinin önlenmesini ve bu eylemlerden doğan zararların tazminini talep etme hakkı tanımaktadır. Bu kapsamda ticari sır sahibi, ihlalin tespitini, ticari sırrın hukuka aykırı şekilde elde edilmesinin, kullanılmasının veya ifşa edilmesinin yasaklanmasını, ihlal eden ürünlerin üretilmesinin, piyasaya sunulmasının, kullanılmasının, ithalinin, ihracının veya depolanmasının engellenmesini, piyasaya sunulmuş ürünlerin toplatılmasını, ihlal niteliğinden yoksun bırakılmasını veya imha edilmesini talep edebilecektir.
Taslak’taki dava ve tazminat talepleri, mevcut hukukta ticari sır ihlallerinin çoğu zaman haksız rekabet hükümleri çerçevesinde ileri sürülmesi nedeniyle uygulamada başvurulan koruma yollarıyla önemli ölçüde paralellik göstermektedir. Bununla birlikte Taslak, bu talepleri ticari sır uyuşmazlıklarına özgü ve müstakil bir rejim altında düzenlemektedir. Tazminat tutarının belirlenmesinde ticari sır sahibinin uğradığı kazanç kaybı dahil olmak üzere her türlü olumsuz ekonomik etki ile ihlal edenin haksız kullanım dolayısıyla elde ettiği kazançların dikkate alınması öngörülmektedir. Ayrıca tazminatın, asgari olarak ticari sırrın kullanılması karşılığında makul bir ödemeye karşılık gelen tutarda belirlenmesi düzenlenmektedir.
Taslak’ın önemli düzenlemelerinden biri de ticari sırlara özgü ihtiyati tedbir mekanizmalarıdır. Her ne kadar haksız rekabet hükümleri kapsamında ihtiyati tedbir talep edilmesi mevcut hukukta da mümkün olsa da, Taslak ticari sır ihlallerine özel ve daha hedefli tedbirleri açıkça düzenlemektedir. Buna göre mahkeme, ticari sırrın veya ticari sır olduğu iddia edilen bilginin kullanımının veya ifşasının geçici olarak yasaklanmasına, ihlal eden ürünlerin üretiminin, piyasaya arzının, kullanımının, ithalinin, ihracının veya depolanmasının yasaklanmasına, bu ürünlere geçici olarak el konulmasına ve ticari sırrı içeren ya da ticari sırrın elde edilebileceği belge, nesne, materyal, madde veya elektronik verinin geçici olarak erişime engellenmesine, şifrelenmesine veya bunlara el konulmasına karar verebilecektir.
v. Yargılama Sırasında Ticari Sırların Korunması ve Sır Saklama Yükümlülüğü
Taslak’ın en dikkat çekici düzenlemelerinden biri, yargılama sırasında ticari sırların korunmasına ilişkin özel hükümler içermesidir. Ticari sır uyuşmazlıklarında hak sahibinin iddiasını ispat edebilmesi için ticari sır niteliğindeki bilgileri mahkemeye sunması gerekebilir. Ancak bu durumda ticari sır sahibinin, yargılama dosyasına giren bilgilerin alenileşmesi ve ticari sır niteliğini kaybetmesi yönünde ciddi bir endişesi bulunmaktadır.
Taslak bu sorunu gidermek amacıyla, ticari sır niteliğindeki bilgi ve belgelerin yargılama dosyasına sunulması sonrasında da korunmasına yönelik bir sistem öngörmektedir. Bu kapsamda mahkeme, ticari sırların korunması için duruşmanın kısmen veya tamamen gizli yapılması, dosyaya erişimin sınırlandırılması veya kararların ilanı sırasında ticari sır niteliğindeki bilgilerin çıkarılması gibi tedbirlere karar verebilecektir. Böylece ticari sır sahibinin hak arama sürecinde delil sunmaktan kaçınmasının önüne geçilmesi ve tarafların adil yargılanma hakkı ile ticari sırların korunması arasında denge kurulması amaçlanmaktadır.
Uygulamada yargılama sırasında ticari sırların korunmasına yönelik bir kısım araçlara hâlihazırda başvurulduğu da görülmektedir. Nitekim ticari sır niteliğindeki bilgi ve belgelerin mahkemeye kapalı zarf içinde sunulması, dosyaya erişimin fiilen sınırlandırılması veya duruşmaların gizli yapılması gibi yöntemler, açık bir kanuni çerçeve bulunmamasına rağmen hâkimin takdiri ve genel usul hükümleri çerçevesinde zaman zaman uygulanmaktaydı. Bu çerçevede Taslak, mevcut uygulamayı kanuni zemine taşıyarak yargılama sırasında ticari sırların korunmasına ilişkin sınır ve araçları daha belirgin hâle getirmektedir.
Taslak ayrıca, yargılamaya farklı sıfatlarla katılan kişilerin yargılama dolayısıyla öğrendikleri ticari sırları kullanmama ve ifşa etmeme yükümlülüğünü özel olarak düzenlemektedir. Bu kişilerin yargılama kapsamında ticari sırları öğrenmesi hukuka uygun kabul edilse de, söz konusu bilgileri yargılama amacı dışında kullanmaları veya ifşa etmeleri hukuka aykırı kullanım veya ifşa teşkil edecektir.
Buna ek olarak Taslak, ticari sırların mahkemeler, Cumhuriyet başsavcılıkları ve belirli kamu kurumları tarafından talep edilebileceği halleri de düzenlemektedir. Bu sırları doğrudan veya dolaylı olarak öğrenen kamu görevlileri ve diğer kişiler, söz konusu sırları kanunen yetkili merciler dışında kimseye ifşa edemeyecek, veremeyecek ve kendileri veya başkaları yararına kullanamayacaktır. Bu yükümlülüğün, bilgi ve belgelerin sır niteliği devam ettiği sürece görevden ayrıldıktan sonra da devam etmesi öngörülmektedir.
vi. Zamanaşımı, Görevli Mahkeme ve Cezai Yaptırımlar
Taslak, ticari sır ihlallerinden doğan talepler için özel bir zamanaşımı süresi öngörmektedir. Buna göre talepler, ticari sır sahibinin ihlal eden kişiyi ve ticari sırrın hukuka aykırı olarak elde edildiğini, kullanıldığını veya ifşa edildiğini öğrenmesinden itibaren bir yıl, her hâlde hukuka aykırı elde etme, kullanma veya ifşa eylemlerinin gerçekleşmesinden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacaktır.
Bu düzenleme, mevcut haksız rekabet rejimiyle karşılaştırıldığında özellikle uzun zamanaşımı süresi bakımından önemlidir. Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin zamanaşımı hükmü uyarınca haksız rekabet davaları, hakkın doğumunun öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde hakkın doğumundan itibaren üç yıl içinde açılmalıdır. Taslak’ın beş yıllık uzun zamanaşımı süresi, ticari sır ihlallerinin çoğu zaman geç fark edilmesi ve ihlalin etkilerinin zaman içinde ortaya çıkması dikkate alındığında ticari sır sahipleri bakımından daha elverişli bir çerçeve sunabilecektir.
Taslak’ta ayrıca, ticari sırlara ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine hüküm bulunmadıkça asliye ticaret mahkemesi olduğu; yetkili mahkemenin ise ticari sır sahibinin yerleşim yeri mahkemesi olduğu düzenlenmektedir. Taslak, ticari sırların hukuka aykırı olarak elde edilmesi, kullanılması veya ifşa edilmesi ile sır saklama yükümlülüğüne aykırılık gibi bazı fiiller bakımından cezai yaptırımlar da öngörmektedir.
Sonuç
Taslak, Türk hukukunda ticari sırların korunmasına ilişkin düzenlemeleri ilk kez müstakil ve sistematik bir kanun altında toplamayı hedeflemektedir. Ticari sırrın tanımlanması, hukuka uygun ve hukuka aykırı elde etme, kullanma ve ifşa hallerinin ayrıştırılması, ticari sır sahibine tanınan dava ve ihtiyati tedbir imkânlarının düzenlenmesi ile yargılama sırasında ticari sırların korunmasına yönelik özel usul hükümlerine yer verilmesi, Taslak’ta öne çıkan başlıca düzenlemeler arasında yer almaktadır.
Taslak’ta öngörülen düzenlemeler kapsamında, ticari sırların korunmasına ilişkin olarak hâlihazırda farklı mevzuat hükümleri çerçevesinde gündeme gelen koruma mekanizmaları, ticari sırlara özgü bir kanuni çerçeve altında ele alınmaktadır. Bu çerçevede, ticari sır ihlallerine ilişkin talepler, zamanaşımı süreleri, görevli ve yetkili mahkeme ile yargılama sürecinde alınabilecek koruma tedbirleri Taslak’ta özel olarak düzenlenmektedir.
Taslak’a ilişkin görüş ve önerilerin 15 Mayıs 2026 tarihine kadar Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü’ne iletilebileceği dikkate alındığında, düzenlemenin kapsamı ve öngördüğü sistematiğin, ticari sırların hukuki korunmasına ilişkin genel çerçeveyi ortaya koyduğu görülmektedir.

