Daha fazla bilgi için,
lütfen iletişime geçin :
Hukuk Bültenleri
https://www.esin.av.tr/wp-content/themes/esin/images/esin.jpg

AİHM’den İfade Özgürlüğüne İlişkin Yeni Karar

Hukuk Bültenleri
Bilgi Teknolojileri ve Telekomünikasyon
Genel

                Bu bültenimizi podcast olarak da dinleyebilirsiniz!

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ifade özgürlüğüne ilişkin yeni bir karar yayımladı. Kararda, Cumhurbaşkanına hakaret suçundan dolayı bir Türk mahkemesi tarafından başvurucunun hapis cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğü ihlali teşkil ettiğine karar verildi. AİHM ayrıca bir devlet başkanına özel yasal hükümler yolu ile ilave korunma sağlanmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun olmadığını belirtti.

Yeni gelişme

AİHM, 19 Ekim 2021 tarihinde Vedat Şörli v. Turkey kararını (“Karar“) yayımladı. Karar’da, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlardan dolayı Türk Ceza Kanununun (“TCK“) 299. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanına hakaret suçu sebebiyle hapis cezası verilen Vedat Şörli’nin (“Başvurucu“) ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verildi. AİHM’in İngilizce Karar özetine buradan ulaşabilirsiniz.

İhlal konusu başvuru

Başvurucu, sosyal medya hesabından yaptığı iki paylaşımdan dolayı TCK’nın 299. maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanına hakaret suçundan 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmış ve yargılama sürecinde 2 ay 2 gün boyunca gözaltında tutulmuştur. Başvurucu’nun temyiz iddialarının Ağır Ceza Mahkemesince reddini takiben, Anayasa Mahkemesi’ndeki bireysel başvurusu da reddedilmiştir. Böylelikle Başvurucu AİHM başvurusunda bulunmuştur.

Karar neyi kapsıyor?

AİHM başvuruyu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (“AİHS“) ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesi uyarınca değerlendirmiştir. AİHM, TCK’nın 299. maddesi gibi devlet başkanlarına diğer kişilerden daha yüksek koruma öngören maddelerin bulunmasının AİHS’nin ruhu ile bağdaşmadığını belirtmiştir. Bu bağlamda AİHM, devlet başkanlarının itibarlarının korunması amacının, bu kişilerin özel düzenlemeler ile korunmalarını meşru kılmadığını ifade etmiştir.

AİHM ayrıca, devlet büyüklerinin korunmasında yetkili makamların rolünün öneminden bahsederek bu kişilerin hakim pozisyonlarının vatandaşların ifade özgürlüğünün ihlal edilmesine sebebiyet verilmeyecek şekilde kullanılması gerektiğine dikkat çekmiştir. Bu itibarla, ifade özgürlüğüne ilişkin değerlendirme yapılırken cezai yaptırımlar yerine özel hukuk yaptırımlarının tercih edilmesi gerektiğini belirterek, Başvurucu’nun hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Karar’ın ise kişilerin düşüncelerini açıklamasına olumsuz etki edebilecek nitelikte olduğunu ifade etmiştir.

Yukarıdakiler ışığında, Karar ile ulaşılmak istenen amacın ifade özgürlüğüne orantılı bir müdahale teşkil etmediği ve demokratik toplumun gereklerine uygun olmadığından hareketle Başvurucu’nun ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Sonuç

AİHM, bu Karar ile ifade özgürlüğüne ilişkin değerlendirmelerin orantılı olması için cezai yaptırımlar yerine özel hukuk yaptırımlarının tercih edilmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Özellikle devlet büyüklerine hakaret suçuna ilişkin değerlendirme yapılırken, kişilerin düşüncelerini açıklamasını engelleyecek nitelikte kararların verilmemesi gerektiğinin önemi vurgulanmıştır. Bu doğrultuda AİHM, TCK’nın 299. madde lafzının ve uygulamasının AİHS’ye uygun olarak değiştirilmesi gerektiğini belirtmiştir.