Daha fazla bilgi için,
lütfen iletişime geçin :

Ortak Avukat

Kıdemli Avukat

Hukuk Bültenleri
14/09/2021 https://www.esin.av.tr/wp-content/themes/esin/images/esin.jpg

Anayasa Mahkemesinden İfade Özgürlüğünün İhlaline Dair İki Yeni Karar

Hukuk Bültenleri
Bilgi Teknolojileri ve Telekomünikasyon
Genel

Yeni Gelişme

Anayasa Mahkemesi’nin iki başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik yapılan müdahaleler hakkında verdiği 2018/24311 (“1. Başvuru“) ve 2018/15033 (“2. Başvuru“) sayılı iki yeni kararı 12 Ağustos 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı.

İhlal Konusu Başvurular

1. Başvuru’da, avukat olan başvurucu, bir velayet davasında müvekkilinin sağladığı bilgilere istinaden dava dilekçesinde karşı taraf aleyhine kullandığı ifadeler nedeni ile kayıtlı olduğu baroya şikayet edilmiş ve ilgili baro tarafından kınama cezasına çarptırılmıştır. Başvurucu, konuyu sırasıyla Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, idare mahkemesi ve istinafa taşımıştır ve karar, istinaf talebinin reddi ile kesinleşmiştir. Başvurucu verilen cezanın Anayasa tarafından güvence altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

2. Başvuru’da bir meslek yüksekokulunda yönetici pozisyonunda olan başvurucu, bir internet sitesinde yer alan bazı haberlerin altında müştekiyi hedef alan üç paylaşımda bulunmuştur. Müştekinin şikayeti üzerine başvurucu aleyhine hakaret suçundan hapis cezasına ve kamu görevinden yasaklanmasına hükmedilmiştir. İlgili karar Yargıtay tarafından onanmış ve kesinleşmiştir. Başvurucu, verilen cezanın ifade özgürlüğü, adil yargılanma hakkı, özel ve aile hayatına saygı ile mülkiyet haklarını ihlal ettiği iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi iddiaları bir bütün olarak ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmiştir.

Kararlar Ne Diyor?

Her iki başvuruda da Anayasa Mahkemesi, başvurucuların iddialarının ifade özgürlüğü kapsamında bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, ifade özgürlüğüne yönelik yapılan müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’da öngörülen haklı sebeplere dayanma, demokratik toplumun gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olma koşullarını sağlaması gerektiğini belirtmektedir.

1. Başvuru’da Anayasa Mahkemesi, şikayete konu “Davalı baba, dürüst olmayıp, yalancı ve dolandırıcı bir mizaçtadır. Çalışmayı sevmemektedir. Gayrimeşru işlerle uğraşmaktadır.” ifadelerini bulunduğu bağlam içerisinde değerlendirerek, ifadelerin açıklandığı uyuşmazlık konusu ile ilgili olduğu ve velayet davasında hakimin kanaatinin oluşmasına katkı sunduğu, sadece dava dilekçesi özelinde kullanıldığı için karşı tarafa zarar verme maksadı taşımadığı ve bu hali ile adil yargılanma hakkının da bir parçasını teşkil ettiğini belirterek daha yoğun bir koruma alanına sahip olduğunu ifade etmiştir. Bu nedenle Mahkeme, avukatların dava dilekçelerinde kullandıkları ifadelerin disiplin cezasına konu edilmesinin, müvekkillerinin çıkarlarını yeterli ve özgür şekilde savunma hak ve görevleri üzerinde caydırıcı etki doğurmaması adına istisnai durumlarla sınırlı tutulması gerektiğine ve bu şekilde yapılan müdahalelerin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olmadığına karar vermiştir. 1. Başvuru’ya ilişkin verilen karara buradan ulaşabilirsiniz.

2. Başvuru’da Anayasa Mahkemesi, ilk başvuruya benzer olarak ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi kanunilik, meşru amaç, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük açısından değerlendirmiştir.

Anayasa Mahkemesi yaptığı değerlendirmede, ilk derece mahkemesinin ilgili uyuşmazlığı incelerken taraflar arasındaki olayların ve yapılan paylaşımların bütününün değerlendirerek, ifade özgürlüğü ile şeref ve itibarın korunması arasında bir denge kurması gerektiğini ve hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesinin zorlayıcı bir ihtiyaca karşılık geldiğinin yeterli gerekçelerle açıklanması gerektiğini belirtmiştir. Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesi, ilk derece mahkemesi tarafından “kaba” olarak nitelendirilen “…nin fırıldakları aldı başını yürüdü“, “… her haber sana kapak olsun” gibi ifadeler için hukuk sisteminde daha hafif müdahale olanakları bulunurken hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesinin itibarın korunması amacı ile önemli ölçüde orantısız olduğunu değerlendirmiştir. Bu kapsamda Mahkeme, ifade özgürlüğüne yapılan müdahalelere dayanak teşkil eden gerekçeleri ilgili ve yeterli bulmamış ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetmiştir. 2. Başvuru’ya ilişkin verilen karara buradan ulaşabilirsiniz.

Sonuç

İfade özgürlüğüne yönelik müdahalelerde, müdahaleyi oluşturan tedbirin, demokratik toplum gereklerine uygun olduğunun kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin bu başvurular özelinde verdiği kararlar göz önünde bulundurulduğunda karar mercilerinin, ifade özgürlüğüne yönelik müdahalelerde, alınan tedbirlerin demokratik toplum gereklerine uygun olduğunu ilgili ve yeterli gerekçeler ile ortaya koyabilmeleri ve durumun niteliğine göre istisnai olarak müdahale etmeleri gerekmektedir.