Daha fazla bilgi için,
lütfen iletişime geçin :
Hukuk Bültenleri

Anayasa Mahkemesi’nden E-ticaret Sektörü İçin Önemli İptal Kararı

Hukuk Bültenleri
Fikri Mülkiyet ve Teknoloji
Genel

Yeni Gelişme

Anayasa Mahkemesi’nin (“AYM”) (i) 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (“Tüketici Kanunu”) 48/6(d) maddesinde yer alan “ile 11 inci” ibaresi ile (ii) 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un (“E-Ticaret Kanunu”) 9/1 maddesini Anayasa’ya aykırı bularak iptal ettiği 12 Şubat 2026 tarihli ve 2026/42 sayılı kararı (“Karar”) 2 Haziran 2026 tarihli ve 33268 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Söz konusu iptal hükümleri 2 Mart 2027 tarihinde yürürlüğe girecek.

Karar’a buradan ulaşabilirsiniz.

Karar ile İptal Edilen Hükümler

Karar ile:

  • Tüketici Kanunu’nda aracı hizmet sağlayıcıların satıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulduğu hallerin istisnalarını düzenleyen hükümde, ayıplı mal durumunda tüketicinin seçimlik haklarını düzenleyen 11. madde atfı iptal edilmiştir.
  • E-Ticaret Kanunu’nun, aracı hizmet sağlayıcıların kural olarak hizmet sağlayıcısı tarafından sunulan içerik ve içeriğe konu mal veya hizmete ilişkin hukuka aykırılıklardan sorumsuz olduğunu düzenleyen 9/1 maddesi tüketici sözleşmeleri yönünden iptal edilmiştir.

Karar kapsamında iptal edilen hükümlere aşağıda yer verilmiştir:

Karar’a Konu Kanun Hükmü

 

Değişiklik
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 48/6(d) bendiMesafeli sözleşmeler
Aracı hizmet sağlayıcısı olarak faaliyet gösterenler aracılık ettikleri mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak;

d) Satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil etmesi hâlinde, mal veya hizmetin tüketiciye teslim veya ifası sonrası bedelin satıcıya veya sağlayıcıya aktarıldığı durumlar ile 11 inci ve 15 inci maddelerde yer alan hakların kullanımı hariç olmak üzere teslim veya ifa ile cayma hakkına ilişkin yükümlülüklerden satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen,

sorumludur.
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9/1 fıkrasıHukuka aykırı içerik

(1) Diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça, aracı hizmet sağlayıcı, hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı hususlardan sorumlu değildir.

(2) Elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcı, elektronik ticaret hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içeriğin hukuka aykırı olduğundan haberdar olması hâlinde, bu içeriği gecikmeksizin yayımdan kaldırarak hukuka aykırı hususu ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına bildirir.

(3) Elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcı, hak sahibinin, fikri ve sınai mülkiyet hakkı ihlaline dair bilgi ve belgeye dayanan şikâyeti üzerine, elektronik ticaret hizmet sağlayıcının şikâyete konu ürününü yayımdan kaldırarak durumu kendisine ve hak sahibine bildirir. Elektronik ticaret hizmet sağlayıcının, şikâyetin aksini gösteren bilgi ve belgeye dayanan itirazını elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcıya sunması üzerine şikâyete konu ürünü yeniden yayımlar. Şikâyet ve itirazda; ilgililerin açık kimlik ve adres bilgileri, ihtilafa konu ürün hakkındaki bilgiler, ürünün yayımdan kaldırılması veya yayımlanmasının gerekliliğine dair gerekçeler ile yönetmelikle belirlenen diğer hususlar yer alır. İlgililerin genel hükümlere göre adli ve idari mercilere başvurma hakları saklıdır.

Karar Gerekçesi

Karar’ın gerekçesinde, karşılaştırmalı hukuk perspektifinden Avrupa Birliği düzenlemelerine atıf yapılmış, aracı hizmet sağlayıcıların “aktif” ve “pasif” olarak ayrıştırılması gerektiği, satışa konu mal veya hizmet üzerinde bilgi ya da kontrol sahibi olan aktif aracı hizmet sağlayıcılar bakımından genel ve mutlak bir sorumsuzluk öngörülmesinin Anayasa’nın devletin temel amaç ve görevlerini düzenleyen 5. maddesi, mülkiyet hakkını düzenleyen 35. maddesi ve tüketicinin korunmasını düzenleyen 172. maddeleriyle bağdaşmadığı değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler ışığında, yukarıda anılan hükümlerin ilgili bölümleri iptal edilmiştir.

Değerlendirme

E-ticaret mevzuatı bakımından Karar’dan önce, E-Ticaret Kanunu’nun 9/1 maddesi uyarınca aracı hizmet sağlayıcılar kural olarak hizmet sağlayıcıların sağladıkları içeriklerden ve içeriğe konu mal ve hizmetten sorumlu tutulmuyordu. Söz konusu hükmün tüketici sözleşmeleri yönünden iptal edilmesi ile birlikte, aracı hizmet sağlayıcıların sorumluluk rejiminin genişletilmesinin önü açılmıştır.

Tüketici mevzuatı açısından ise Karar’dan önce Tüketici Kanunu’nun 48/6(d) hükmü uyarınca, aracı hizmet sağlayıcılar (i) satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil etmeleri hâlinde, mal veya hizmetin tüketiciye teslim veya ifası sonrası bedelin satıcıya/sağlayıcıya aktarıldığı durumlar, (ii) Tüketici Kanunu’nun 11. maddesi ile düzenlenen tüketiciye ayıplı mal teslim edilmesi halinde ve (iii) Tüketici Kanunu’nun 15. maddesi ile düzenlenen tüketiciye hizmetin ayıplı ifa edilmesi halinde tüketicinin başvurabileceği seçimlik hakların kullanımı hariç tutulmak üzere; teslim veya ifa ile cayma hakkına ilişkin yükümlülüklerden satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulmuştu. Dolayısıyla, Karar’dan önceki metin, aracı hizmet sağlayıcılara belirli teslim/ifa ve cayma yükümlülükleri yönünden müteselsil sorumluluk getirmekte ancak tüketicinin ayıplı mala ilişkin seçimlik haklarını bu sorumluluk rejimi dışında bırakmaktaydı. Söz konusu istisna hükmünün iptal edilmesiyle, belirli şartlar altında, aracı hizmet sağlayıcıların ayıplı mal durumunda tüketicinin seçimlik haklarının muhatabı haline gelmesinin önü açılmıştır.

AYM, Karar’da iptal edilen hükümler nedeniyle doğacak boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte olduğunu açıkça ifade etmiş ve yürürlüğü dokuz ay ertelemiştir. Bu kapsamda, elektronik ticaret ekosisteminin ve aracı hizmet sağlayıcıların faaliyetlerinin niteliğini dikkate alan bir yaklaşımla, kanun koyucunun elektronik ticaret dinamiklerine uygun düzenlemeleri hayata geçirmesi beklenmektedir.

Sonuç
Karar sonrasında aracı hizmet sağlayıcıların hizmet sağlayıcılar tarafından sunulan içeriklere ilişkin sorumluluk rejiminde önemli değişiklikler meydana gelmesi beklenmektedir. Bu nedenle, aracı hizmet sağlayıcıların (i) uygulamadaki yorumları ve yeni mevzuat çalışmalarını yakından takip etmesi, (ii) hizmet sağlayıcılarla imzaladıkları sözleşmeleri güncel gelişmeler ışığında gözden geçirmesi ve (iii) ticari planlamalarını bu yeni dönemi dikkate alarak yapması önem taşımaktadır.