Daha fazla bilgi için,
lütfen iletişime geçin :

Ortak Avukat

Kıdemli Avukat

Kıdemli Avukat

Hukuk Bültenleri
14/09/2021 https://www.esin.av.tr/wp-content/themes/esin/images/esin.jpg

Anayasa Mahkemesinden Kişisel Verilerin Korunmasını İsteme Hakkına Dair Yeni Karar

Hukuk Bültenleri
Bilgi Teknolojileri ve Telekomünikasyon
Genel

Yeni Gelişme

Anayasa Mahkemesi’nin bir başvurucunun (“Başvurucu“) özel hayata saygı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlaline ilişkin 2018/14040 sayılı kararı, 24 Ağustos 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı.

Anayasa Mahkemesi, Başvurucu’nun kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının, internet trafik bilgilerinin mevzuatta öngörülen süreden fazla tutulması ve bu bilgilerin yargı makamı ile paylaşılması suretiyle ihlal edildiğine yönelik başvurusunun, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Karara buradan ulaşabilirsiniz.

Başvuruya Konu İhlal İddiası

Başvurucu hakkında yürütülen ceza yargılaması sırasında Ağır Ceza Mahkemesi, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan (“Kurum”) Başvurucu’ya ait 2014-2015 tarih aralığına ilişkin internet trafik bilgilerini istemiştir.

Söz konusu bilgilerin mahkemeye gönderilmesinin üzerine Başvurucu, internet trafik bilgisinin paylaşıldığı tarihten hareketle bilgilerin üç yıl sakladığına ve iki yıllık yasal saklama süresinin aşıldığına işaret ederek hukuka aykırı işlem yürütüldüğünü belirtmiş ve Kurum ile erişim sağlayıcı şirketler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştur. Başsavcılık kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Akabinde Başvurucu, Başsavcılık kararına karşı itiraz etmiş ve bu itiraz Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedilmiştir. Bunun üzerine Başvurucu konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşımış ve bireysel başvuruda bulunmuştur. Yapılan başvuru; (i) Kurum’un bilgileri kendi bünyesinde en fazla iki yıl süreyle saklama yükümlülüğü bulunan erişim sağlayıcı şirketlerden edindiği ve (ii) bilgilerin yaklaşık üç yıl sonra yargı makamına gönderilmesinin özel hayata saygı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını ihlal ettiği iddialarına dayanmaktadır.

Anayasa Mahkemesi’nin Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yolunun olağan kanun yollarının tüketilmesinden sonra gelen ikincil nitelikte bir başvuru yolu olduğunu, dolayısıyla bireysel başvuru yolunun açılabilmesi için Başvurucu’nun iddialarını öncelikle usulüne uygun şekilde, gerekli özeni göstererek, ulaşılabilir ve telafi kabiliyetini haiz derece mahkemelerinde ileri sürmesi ve buna rağmen ihlalin giderilmemiş olması gerektiğini vurgulamıştır.

Anayasa Mahkemesi, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak paylaşılması ve saklanmasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca suç teşkil ettiğinin altını çizmiştir. Ek olarak, söz konusu ihlalleri kişilik haklarına yönelik bir eylem olarak nitelendirerek, zarar görenlerin tazminat yoluna da başvurabileceğini belirtmiştir. Bu noktada tazminat yargılaması ve ceza yargılaması arasında bir değerlendirme yapan Anayasa Mahkemesi;

– tazminat davalarında objektif sorumluluk ilkesine yer verilmesi, daha düşük ispat standartlarının kullanılması, taksire dayalı sorumlulukta giderim imkanının daha yüksek olması ve
– ceza yargılamasına başvuruyla kasıtlı veya ihmali eylemleri tespit edilmedikçe tüzel kişinin gerçek kişi çalışanlarının cezai sorumluluğuna gidilememesi sebepleriyle tazminat davasının daha yüksek başarı şansı sunabilecek bir yol olduğunu tespit etmiştir.

Ayrıca, idare ve hukuk mahkemeleri tarafından şikayetin esasına ilişkin bir araştırma yapılarak varsa hukuka aykırılık ve hak ihlallerinin tespit edilebileceği, kişisel zararların tazmini amacıyla manevi tazminata hükmedilebileceği ve ek giderim ile tedbire de karar verilebileceğini vurgulamıştır.

Bu tespitler ışığında, Başvurucu’nun ihlal iddialarına ilişkin ilk bakışta ulaşılabilir, başarı sunma ve giderim sağlama şansı olan tazminat davası yolu tüketilmeden yaptığı başvurunun incelenmesinin, bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmaması sebebiyle, mümkün olmadığına karar verilmiştir.

Sonuç

T.C. Anayasası uyarınca temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle olağan kanun yolları ile değerlendirilmesi ve çözüme kavuşturulması esastır. Anayasa Mahkemesi’nin bu başvuru özelinde verdiği karar göz önünde bulundurulduğunda, başvurucuların hukuk davası yolunun daha etkili olmadığına ilişkin bir iddiası bulunmadıkça, Anayasa Mahkemesi nezdinde bireysel başvuru yoluna gidebilmek için, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi bulunan hukuk davası yolunun tüketilmesi gerekebilecektir.