Yeni Gelişme
Anayasa Mahkemesi’ne işe iade davası kapsamında yapılan bir bireysel başvuruya ilişkin karar (bireysel başvuru yoluna başvuran kişi bundan sonra “Başvurucu” olarak adlandırılacaktır), 29.09.2026 tarihli ve 33385 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. İlgili karar metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Bu karar kapsamında Anayasa Mahkemesi, işe iade davasında altı aylık kıdem koşuluna ilişkin Başvurucu iddialarının istinaf aşamasında yeterli bir gerekçe ile değerlendirilmemesi nedeniyle, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir.
Kararda Neler Anlatılıyor?
Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu kararına konu olayda, Başvurucu 15.03.2021 tarihinde işveren bünyesinde çalışmaya başlamış, iş sözleşmesi performans düşüklüğü gerekçesiyle 13.09.2021 tarihli fesih bildirimiyle sona erdirilmiştir. Ancak Başvurucu, COVID-19 temaslısı olması nedeniyle 05.09.2021-18.09.2021 tarihleri arasında sağlık raporu almış ve fesih bildirimi kendisine ancak 18.09.2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bunun üzerine Başvurucu, fesih bildiriminin kendisine ulaştığı tarih itibarıyla iş güvencesi bakımından aranan altı aylık kıdem şartını sağladığını, ayrıca kıdem süresinin tamamlanmasına iki gün kala gerçekleştirilen feshin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek işe iade davası açmıştır. Davalı ise fesih tarihinin 13.09.2021 olduğunu ve bu tarihte Başvurucu’nun altı aylık kıdem koşulunu henüz tamamlamadığını savunmuştur.
İlk derece mahkemesi, Başvurucu’nun sağlık raporlu olduğu dönemi ve fesih bildiriminin tebliğ tarihini dikkate alarak altı aylık kıdem şartının gerçekleştiği sonucuna ulaşmış; Başvurucu’nun iş güvencesi hükümlerinden yararlanabileceğine, savunması alınmadan gerçekleştirilen feshin geçerli olmadığına ve performans düşüklüğünün de ispatlanamadığına karar vererek davanın kabulü ile Başvurucu’nun işe iadesine hükmetmiştir. Buna karşılık istinaf mahkemesi, Başvurucu’nun kıdeminin fesih tarihinde yalnızca 5 ay 28 gün olduğunu, altı aylık kıdem koşulunun emredici nitelik taşıdığını ve işverenin kötü niyetli davranmış olmasının dahi bu sonucu değiştirmeyeceğini belirterek davanın kesin olarak reddine karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi ise istinaf mahkemesi kararının Başvurucu’nun davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki temel iddialarına ilgili ve yeterli bir yanıt vermediği sonucuna ulaşarak gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi’ne göre, ilk derece mahkemesi altı aylık kıdem koşulunun gerçekleştiğini kabul ederken özellikle Başvurucu’nun sağlık raporlu olmasını ve fesih bildiriminin kendisine ulaştığı tarihi esas almasına rağmen, istinaf mahkemesi bu iki temel hususu tartışmaksızın kıdem süresi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığını ifade ederek aksi sonuca ulaşmıştır.
Oysa istinaf mahkemesi kendi kararında dahi, işverenin iş güvencesi kapsamına girmeyi engellemek amacıyla altı aylık sürenin dolmasına kısa süre kala yaptığı fesihlerin dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle geçersiz sayılabileceğini ve altı aylık sürenin fesih bildiriminin Başvurucu’ya ulaştığı tarihte tamamlanmış olması gerektiğine ilişkin Yargıtay uygulamasını aktarmıştır. Ayrıca Yargıtay içtihatlarında, Başvurucu’nun sağlık raporu gibi haklı ve geçerli bir nedenle işe gelemediği durumlarda fesih bildiriminin rapor süresinin sonunda hüküm ve sonuç doğuracağı da kabul edilmektedir.
Anayasa Mahkemesi’ne göre istinaf mahkemesi, kendi gerekçesinde yer verdiği bu ilkelere ve yerleşik içtihatlara rağmen, somut olayda Başvurucu’nun neden altı aylık kıdem şartını sağlamadığını açıklayamamış ve davanın sonucunu doğrudan etkileyebilecek nitelikteki temel iddiaları yanıtsız bırakmıştır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine hükmetmiş ve ihlalin sonuçlarının giderilebilmesi için yeniden yargılama yapılmasına oybirliğiyle karar vermiştir.
Sonuç
Anayasa Mahkemesi, Başvurucu’nun sağlık raporu, fesih bildiriminin tebliğ tarihi ve altı aylık kıdem koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin iddialarının davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikte olmasına rağmen, istinaf mahkemesi tarafından bu hususların ilgili ve yeterli bir gerekçeyle değerlendirilmediği sonucuna ulaşmıştır.
Bu yönüyle karar, iş güvencesi uyuşmazlıklarında hem altı aylık kıdem koşulunun yorumlanmasına hem de gerekçeli karar hakkının kapsamına ilişkin önemli bir nitelik taşımaktadır.

