Daha fazla bilgi için,
lütfen iletişime geçin :
Hukuk Bültenleri

ETKB RES ve GES’lerin İmar ve Ruhsat İşlemlerine İlişkin Uygulama Rehberi ile Sıkça Sorulan Sorular Yayımladı

Hukuk Bültenleri
Gayrimenkul Hukuku
Enerji,Madencilik & Altyapı
Enerji, Madencilik, Altyapı

Yeni gelişmeler

29 Temmuz 2026 tarihli hukuk bültenimizde duyurduğumuz üzere, 24 Temmuz 2026 tarihli ve 33319 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Rüzgâr ve Güneş Enerjisine Dayalı Elektrik Üretim Tesislerinin İmar ve Ruhsat İşlemlerine İlişkin Yönetmelik (“Yönetmelik“), önlisans veya üretim lisansı bulunan rüzgâr ve güneş enerjisine dayalı üretim tesislerinin (“Tesis(ler)“) imar planı, parselasyon, yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı işlemlerinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na (“Bakanlık“) yetki tanımıştır. Yönetmelik’in uygulamada yaratabileceği tereddütlerin giderilmesi adına Bakanlık, 24 Ağustos 2026 tarihli duyurusu ile Bakanlık’a başvuru usulünü gösteren bir Uygulama Rehberi (“Rehber“) ve bir Sıkça Sorulan Sorular metni (“SSS“) yayımlamıştır.

Duyuru metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Rehber ve SSS ile açıklığa kavuşan başlıca hususlar

1. Bakanlık’ın yetkisi münhasır değildir.

5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’un (“Yenilenebilir Enerji Kanunu“) Ek 1. maddesine dayanarak çıkartılan Yönetmelik, Tesisler’in imar ve ruhsat işlemlerinin yürütülmesi bağlamında Bakanlık’a (i) Tesisler’in imar ve parselasyon planlarının onaylanması, (ii) Tesisler’de yer alan yapı ve müştemilata ilişkin yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesi ve (iii) imar planları Bakanlık’ça onaylanmış olup ruhsatsız şekilde yapımına başlanan veya yapı ruhsatı Bakanlık’ça düzenlenmiş olup ruhsata aykırı şekilde yapılan Tesisler bakımından 3194 sayılı İmar Kanunu’nun (“İmar Kanunu“) 32. ve 42. maddeleri çerçevesinde lisans sahipleri aleyhine idari işlem tesis etme yetkileri tanımıştır.

SSS’de belirtildiği üzere bu yetkinin Tesisler özelinde belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinin mevcut yetkilerini ortadan kaldıran ve bu yetkiyi salt Bakanlık’a tanıyan münhasır bir yetki mi, yoksa halihazırda yetkili idarelerin yanı sıra Bakanlık’a da başvurulması imkânı tanıyan alternatif bir yetki mi olduğu ve lisans sahibinin başvuru merciini seçip seçemeyeceği hususu belirsizlik yaratmıştır. SSS, Bakanlık yetkisinin belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinin yetkilerini ortadan kaldıran münhasır bir yetki olmadığını, Yenilenebilir Enerji Kanunu’nun Ek. 1 maddesiyle, ilgili idarelerin mevcut yetkilerine ek olarak Bakanlık’a tanınan bir yetki olduğunu açıklığa kavuşturmuştur. Buna göre, lisans sahibi, ilgili işlem bakımından mevzuatın öngördüğü başvuru merciini serbestçe seçebilecektir.

Şu kadar ki SSS, yapı ruhsatı ile yapı kullanma ve izin belgesi arasında özel bir bağlantı olması sebebiyle, Tesisler’e dair yapı kullanma izin belgesinin ancak Tesis’in yapı ruhsatının da Bakanlık’ça düzenlendiği halde Bakanlık’ça verilebileceğini açıklığa kavuşturmuştur. Buna karşılık, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, Tesisler’in yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesinden bağımsız addedilmiş, örneğin yapı ruhsatı belediyece düzenlense dahi işyeri açma ve çalışma ruhsatı için Bakanlık’a başvurulabileceği belirtilmiştir.

2. Yönetmelik öncesi başvurular kendiliğinden Bakanlık’a devrolmayacaktır.

SSS’de, Bakanlık’a Tesisler’in imar ve ruhsat işlemleri çerçevesinde tanınan yetkinin münhasır olmamasından bahisle, başkaca idareler nezdinde henüz sonuçlandırılmamış işlemlerin Yönetmelik’in yürürlüğe girmesiyle kendiliğinden Bakanlık’a intikal etmeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Bununla birlikte henüz sonuçlandırılmamış bir başvurunun Yönetmelik’in yürürlüğe girmesi neticesinde lisans sahibince geri çekilmesi ve Bakanlık’a yeni bir başvuruda bulunulmasının mümkün olduğu belirtilmiştir. Bu durumda Bakanlık’ça yapılacak işlem, önceki idarede yürütülen işlemin devamı niteliğinde değil, Yönetmelik kapsamında Bakanlık’a yapılan yeni bir başvuru olarak değerlendirilecektir.

Önceki idarede yürütülen işlemin geri çekilerek Bakanlık’a yeniden başvuru yapılması halinde önceki idare nezdinde alınmış kurum görüşleri ile hazırlanmış hâlihazır haritalar ve jeolojik-jeoteknik etütlerin yürürlükteki mevzuata uygun, güncel ve başvuru konusu plan veya plan değişikliğinin hazırlanmasına elverişli olduğu ölçüde Bakanlık nezdindeki başvuruda da kullanılabileceği belirtilmiştir. Bununla birlikte SSS’de, söz konusu kurum görüşü alındığı tarih itibariyle güncelliğini korusa dahi (i) saha koşullarının değişmesi, (ii) mevzuat değişikliği ya da (iii) Tesisler’in sınırlarının veya Tesisler’in kurulacağı alanların alt/üst ölçekli plan kararları değiştiğinde kurum görüşlerinin yenilenmesi gerektiği ayrıca belirtilmiştir.

3. Bakanlık’a yapılan imar planı değişikliği başvurularından da değer artış payı tahsil edilecektir.

Yönetmelik, imar planı değişikliği için Bakanlık’a yapılan başvurularda, değer artış payı tahsil edilip edilmeyeceğine dair bir açıklık içermemektedir. SSS’de, imar planı değişikliği işleminin Bakanlık’ça onaylanmış olmasının, işlemi tek başına İmar Kanunu’nun Ek 8. maddesi ve değer artış payı mevzuatı kapsamından çıkarmadığı belirtilmiş, şartların oluşması hâlinde değer artış payı alınacağı netleştirilmiştir. Ayrıca, Bakanlık’ça kesinleşmiş uygulama imar planına göre yapılacak arazi düzenlemelerinde düzenleme sınırı ve düzenleme ortaklık payı uygulanacağı belirtilmiştir.

4. Zemin etüt raporu muafiyeti Bakanlık’a yapılan yapı ruhsatı başvurularına özgüdür.

Yönetmelik’in 10(1) maddesi, güneş enerjisi santrallerinde imar planı yapımı için hazırlanan jeolojik-jeoteknik etüt çalışmalarının Bakanlık’ça yeterli görülmesi hâlinde, Bakanlık’ça düzenlenen yapı ruhsatı bakımından ilave bir zemin etüt raporu aranmayacağını öngörmektedir. Buna karşılık Yönetmelik’in 11(3) maddesi, zemin etüt raporunu yapı ruhsatı başvurusunda sunulacak belgeler arasında saymaktadır. Bu çerçevede, imar planı Bakanlık’ça onaylanmış bir güneş enerjisi santrali için yapı ruhsatının belediye veya il özel idaresinden alınmasının tercih edilmesi hâlinde zemin etüt raporu aranmaması yönündeki muafiyetin uygulanıp uygulanmayacağı tereddüt yaratmıştır.

SSS’de, anılan hükmün lafzı itibarıyla yalnızca Bakanlık’ça düzenlenen yapı ruhsatlarına ilişkin özel bir usul öngördüğü belirtilmiş ve belediye veya il özel idaresi tarafından düzenlenecek yapı ruhsatlarında bu usulün uygulanmayacağı açıklığa kavuşturulmuştur. Bu hâlde zemin etüdünün aranıp aranmayacağı, İmar Kanunu, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde başvurunun yapıldığı diğer idarelerce değerlendirilecektir. Rüzgâr enerjisi santralleri bakımından ise benzer bir muafiyet düzenlenmemiş olup, rüzgâr enerjisi santrallerinin Bakanlık nezdindeki yapı ruhsatı süreçlerinde de zemin etüt raporu aranacaktır.

5. Elektrik depolama üniteleri, Tesis bazında Yönetmelik’in kapsamında addedilebilir.

Yönetmelik, Tesisler’in kapsamına yardımcı tesisleri de dâhil etmekte; ancak elektrik depolama ünitelerinin Yönetmelik’te kapsam dahilinde addedilen “yardımcı tesisler” ibaresi kapsamında olup olmadığına dair bir açıklık içermemektedir. SSS’de, depolama ünitelerinin başlı başına “yardımcı tesisler” ibaresinin kapsamında dahil olmadığı; ancak depolama ünitesinin Tesis’in ayrılmaz parçası ya da yardımcı tesisi niteliğinde olması hâlinde Yönetmelik hükümlerinin bu üniteler bakımından da uygulama alanı bulacağı belirtilmiştir.

6. Bakanlık’ın arazi düzenlemesi yapma yetkisi, İmar Kanunu’nun 18. maddesi ile sınırlıdır.

Yönetmelik’in 9. maddesi, kesinleşmiş uygulama imar planına göre yapılacak arazi düzenlemesi kapsamında hazırlanan parselasyon planlarının veya değişiklik beyannamelerinin lisans sahibince Bakanlık’a sunulacağını ve uygun bulunması hâlinde onaylanacağını düzenlemiştir. Bakanlık’ın bu onay yetkisinin hangi işlemleri kapsadığı, özellikle İmar Kanunu’nun 15. ve 16. maddeleri uyarınca yapılan ifraz, tevhit, yola terk ve irtifak işlemlerini kapsayıp kapsamadığı, onay işleminde ayrıca belediye encümeni veya il idare kurulu kararının aranıp aranmayacağı ve parselasyon sürecinin imar planının kesinleşmesini beklemek zorunda olup olmadığı uygulama bakımından belirsizlik yaratmıştır.

SSS’de Bakanlık’ın arazi ve arsa düzenlemesindeki yetkisinin İmar Kanunu’nun 18. madde uygulamalarına ilişkin parselasyon planlarının onayını kapsadığını, fakat İmar Kanunu’nun 15. ve 16. maddeleri kapsamındaki ifraz ve tevhit işlemleri ile bunlara ilişkin olarak yapılacak yola terk, yoldan ihdas ve irtifak hakkı tesisi işlemlerinin anılan yetkinin dışında kaldığı ifade edilmiştir. Bu sebeple, Bakanlık’ın yetkisi dışında sayılan bu işlemler bakımından belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde belediye encümeni, dışında ise il idare kurulu yetkili olmaya devam etmektedir. Parselasyon planlarının Yönetmelik’in 9. maddesi kapsamında Bakanlık’ça onaylanmasında ayrıca belediye encümeni veya il idare kurulu kararı aranmayacağı da ayrıca açıklığa kavuşturulmuştur.

SSS’de ayrıca, Yönetmelik’in 9. maddesinin birinci fıkrasındaki arazi düzenlemesinin “kesinleşmiş uygulama imar planına göre” yapılacağı ifadesi kapsamında, bu hüküm değiştirilmediği sürece imar planı kesinleşmeden parselasyon planının nihai olarak onaylanmasının ve kesinleştirilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.

7. Bakanlık, imar durum belgesinin düzenlenmesi aşamasında kapsamlı bir belge seti talep etmektedir.

Yönetmelik’in 11. maddesinin dördüncü fıkrası, imar durum belgesinin lisans sahibi veya yetkili temsilcisinin başvurusu üzerine Bakanlık’ça da düzenlenebileceğini öngörmüştür. Bakanlık’ın bu belgeyi yalnızca kendi onayladığı imar planlarına konu parseller için mi düzenleyeceği, belediye veya diğer ilgili idarece onaylanmış planlara dayanılarak da imar belgesi düzenlenip düzenlenemeyeceği ve bu hâlde ilgili idarenin görüşünün aranıp aranmayacağı tereddüt yaratmıştır.

SSS’de, anılan hükümde imar durum belgesinin yalnızca Bakanlık’ça onaylanan imar planlarına dayanılarak düzenlenebileceğine ilişkin bir sınırlama bulunmadığı; yürürlükte ve hukuken geçerli bir imar planının belediye, il özel idaresi veya diğer yetkili idare tarafından onaylanmış olması hâlinde de Bakanlık’ça imar durum belgesi düzenlenebileceği açıklığa kavuşturulmuştur. Bakanlık’ın imar durum belgesi düzenleyebilmesi için ise belgeye dayanak imar planının yürürlükte, kesinleşmiş ve güncel olması zorunludur. Bakanlık bu kapsamda ilgili idareden ayrıca görüş talep etmemekte; bunun yerine alana ilişkin kesinleşmiş nazım ve uygulama imar planlarının, plan açıklama raporunun, plan işlem numarasının, imar planına esas jeolojik-jeoteknik etüt raporunun, parselasyon planı ile dağıtım cetvellerinin ve çevresel etki değerlendirme (“ÇED“) belgesinin tasdikli mühürlü asıllarının iletilmesini muhataplarından talep etmektedir. SSS’de, yürürlükteki imar planında sonradan değişiklik yapılması hâlinde, henüz kullanılmamış veya yeni bir işleme esas teşkil edecek imar durum belgesinin değişen imar planına göre güncellenmesi gerekebileceği ifade edilmiştir.

8. Tesisler’in işyeri açma ve çalışma ruhsatı sınıfı açıklığa kavuşturulmuştur.

Yönetmelik’in 13. maddesi, işyeri açma ve çalışma ruhsatı için 14 Temmuz 2005 tarihli ve 2005/9207 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik (“2005/9207 sayılı Yönetmelik“) hükümlerine uygun olarak Bakanlık’a da başvurulabileceğini ve başvurunun uygun bulunması hâlinde ruhsatın müracaat tarihinden itibaren (eksik belgeli başvurularda ise eksik belgelerin tamamlanarak sunulduğu tarihten itibaren) beş gün içerisinde düzenleneceğini öngörmüştür. Bununla birlikte Yönetmelik, Tesisler’in hangi gayrisıhhî müessese sınıfında değerlendirileceği konusunda düzenleme yapmamıştır.

Rehber’de, rüzgâr enerjisi santrallerinin 2005/9207 sayılı Yönetmelik ekindeki sınıflandırmaya göre ikinci sınıf, güneş enerjisi santrallerinin ise herhangi bir güç ayrımı olmaksızın üçüncü sınıf gayrisıhhî müessese olarak ele alınacağını; başvurunun ikinci ve üçüncü sınıf gayrisıhhî müesseseler için 2005/9207 sayılı Yönetmelik’in 23. maddesinde öngörülen usulle yürütüleceği belirtilmiştir. Bu bağlamda Tesisler’in, ÇED kararı, itfaiye raporu, emisyon izni, deşarj izni, tehlikeli atık lisansı gibi kayıtlarını içerecek Örnek-2 formu öngörülen kriterlere uygun şekilde doldurulmuş ise işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenecektir. Rehber’de belirtildiği üzere işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinin akabinde yapılacak denetimlerde başvuruya esas belgelerin tesiste hazır bulundurulması gerekmekte olup yapılacak her bir yeni başvuruda koşulsuz ek belge paketi olarak istenmeyecektir.

9. Bakanlık’a başvuru usulü netleştirilmiştir.

Yönetmelik, Yönetmelik kapsamında yürütülen tüm iş ve işlemler için lisans sahipleri tarafından Yönetmelik’in Ek-1’de yer alan taahhütnamenin Bakanlık’a verilmesini zorunlu kılmakla birlikte Bakanlık’a yapılacak başvuruların usulünü düzenlememektedir. Rehber’de, Bakanlık bünyesindeki İmar Ruhsat Bilgi Yönetim Sistemi devreye girene kadar başvuru evrakların Bakanlık’ın “Gelen Evrak” birimine elden teslim edileceği belirtilmiştir. Başvuru dosyasındaki bilgi ve belgeler, kamu sisteminde güncel ve doğrulanabilir ise aynı bilgi/belge başvurandan tekrar talep edilmeyecek; daha önce aynı Tesis dosyasına sunulmuş, geçerli ve değişmemiş belgelerin de yeniden sunulmasına gerek olmayacaktır. Bu bilgi ve belgeler için Bakanlık’ın evrak tarih ve sayısına referans verilecektir. Bununla birlikte Rehber’de, ihtiyaç hâlinde Bakanlık’ça başkaca bilgi ve belge talep edilebilmesi olanağı da saklı tutulmuştur.

Değerlendirme

Rehber ve SSS kapsamında, Yönetmelik’in kurduğu çerçeve bir merkezileşme olarak değil, lisans sahibinin işlem bazında kullanabileceği alternatif bir başvuru yolu olarak konumlandırılmaktadır. Rehber ve SSS, belge, süre ve inceleme standartlarını tek metinde toplayarak süreci önceden öngörülebilir hâle getirmektedir. Uygulamada imar ve ruhsat işlemlerinin farklı idareler nezdinde değişen ölçütlerle ve belirsiz takvimlerle yürütülmesi Tesisler’in inşaat sürecindeki başlıca gecikme sebeplerinden birini oluşturmaktadır; bu işlemlerin belirli süreler içerisinde Bakanlık nezdinde de tamamlanabilmesi, söz konusu belirsizliğin azaltılması bakımından önem taşımaktadır.